mülküne mühlet verip âhesteden esmese ömürbeyhûde açardı meyveleri... bir müjde misâli...belâya düşmüş... lâl dudakların bahçesindesorma; gül mevsimi erişti,.. aşk derdine bulaştıbu zavallı eşiğin paspası nerede,...
tahkîk eyledim ki... cefa ve cevre alışalıberiâfiyet hazinem yitmiş, aşk rüsvâsı olmuşumharabat ehline masiyet yükü ne ki derlerama... şu kısa ömre yetmedi gam orucumkabul;...
beni kaybetme n’olur.../ ko gitsin ehli şerrindenbelada bil ki... suç sevinçleri suskun oturur...teneffüs yok.../ erken kuşatmış göğsün... göğü...asılmış telâşla dul duaları... posta arabalarınaalnına kaküller...
kalp!.. düş’tü ve düşürüldü... nabzına dokunulupateş’in nefsini yıkadığı o bol köpüklü gülde......hiç giyilmemiş gibi bütün hırkaları halet-i ruhunsahte gülüşlerin üzeri süt dudaklarla ör(t)üldü......bu karanlık,.. bu...
sen de söndün!.. külün kaldı yadigârteselli nurudur gayri söz... ve nar...derken... kısmen boşaldı, evvel bahardolan kalbin, sükûtun üzerine!..bilirim; yokluk tükenmez çaredirnice kibirli ömrü aşkla...
bir gül,.. kendine açılıraçılmaz/ bulaşır lezzetyetişkin duygulara...anne tembihli o sıreskir birden; kan solur!kahrına bin ihsan fedalâkin ihsan da komada ...
şimdi gitmek vaktidir;.. bu maalesef iyidirmâlûm... sevgiler de süt gibi zaman’la ekşirey işve! âdetindir,.. sür kâkülünü ömresanma... bir vedâ ile bozulur iksirsözün nabzı berceste...
tahkîk eyledim ki... cefa ve cevre alışalıberiâfiyet hazinem yitmiş, aşk rüsvâsı olmuşumharabat ehline masiyet yükü ne ki derlerama... şu kısa ömre yetmedi gam orucumkabul; devlet...
Carrefour... Kavşak, dört yol ağzı, buluşma/ birleşme yeri anlamına gelen Fransızca bir sözcük. Yalnız Türkiye’de değil, daha birçok yerde adı ‘alışveriş’le -neredeyse- özdeş... Bilmiyordum, öğrendim;...
Eigen haklıdır: Zaman başımıza pek çok olay birden geldiğinde bizde eksik olan şeydir. Gel gör ki unutulmaması gereken, Husserl’in övgüler düzdüğü Augustinus’un “İtiraflar”ında yer alan...
Dinsel inançla ekonomik gelişmişlik arasında bir koşutluk var mıdır?Madem ki her ‘kul’ yaratıcı önünde eşit; neden bir Alman, bir İngiliz, bir Japon, bir Türk’e oranla...
Eğer Raoul Vaneigem’in “İnsan ruhen Tanrı’ya, bedenen geçici otoriteye ve manen kendisine aittir.” tanımlaması, büyük bir iştahla Octavio Paz’ın “Yalnız olduğunu bilen ve bir başkasını...
Nerede okudum, anımsamıyorum; aforizma kılıklı şu tümce hayli meşgul etmişti beyin kıvrımlarımı: “Küçülürüz düş biçerek!”. Topu topu üç sözcüğün kurduğu delişmen dünya, yıllardır biley taşı,...
I.The Spirit of the Dead Keeps Watch(Ölünün Ruhu Gözetlemeyi Sürdürür) Bir kadın… Yorulmuş sadakatten! Safi ten,.. olarak bulunuyor, döşekten bozma yatakta.Bir kadın… Anadan üryan!...
I.1946… John F. Kennedy’nin Kongre’ye seçildiği yıl. Mikis Theodorakis’e göre: Yunan halkının 10'da birinin yok olduğu savaş sonrası, işgale direnen solcuların hain, Alman işbirlikçilerin de...
I. Sanatsız Devlet, Pınarsız OvaBir cami avlusunda, Selimiye Camii avlusunda, ‘birikmiş’ birkaç insan... Çoğu yaşlı, çoğu erkek... Hava soğuk... Sırtlarda kaban, palto... Gözlerde...
Aristoteles’in “ozanın ödevi, gerçekten olan şeyi değil, tersine, olabilir olan şeyi, yani olasılık ya da zorunluluk yasalarına göre olanaklı olan şeyi anlatmaktır”(1) savıyla paralellik kurarcasına...