herkes ya da hiç kimse için hiçbir şey

- vaveyl -

23/2/2009 -Kategori: siir_imsi_ler


                                                    Dar kapıdan girin. Çünkü
                                                    kişiyi yıkıma götüren ka
                                                    geniş ve yol enlidir.
                                                                                            İncil

 

 

 

derler ki... senindir şevke itimat telkin eden
bakir ten cümbüşü ve tekrarın mucizesi...

dil’inle parlamakta kristal dedi-kodu’lar
asılı kaldıkça göğüs uçlarının terasında
gizli suların b’ulaştırdığı çimen lekesi..

(kalbim!
ne ç’eksen boş(una)! zaman s’onsuz
bir uykudur,.. arzunun merasında...)

derler ki... sensiz eş(e)lenen her yeni hayat
küldür,.. dökülür sessizliğe... mürekkeple...

bu lotus ve bu macera gelip geçer... dikkat!

tetiğe basan aşk’tır çoğu kere;.. pıhtılanınca
kadife vitrinlerde beslenen şerrî hile...

(kalbim!
bir yeraltıydı d’eğdiğin ten... bilmedin
diye miras kaldı sana koma’lar...)

(...)
derler... derim... kapı kendiliğinden aralanır
asıl hikâyât... mülkün uzattığı ıtır(da)dır

                                           12.07.1997, İstanbul

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

- sair tenlerin eksiltili mevsim sıkıntıları -

23/2/2009 -Kategori: siir_imsi_ler

 

                                   sağırdır söz, derin ve kilitlidir
                                                                                  Enis Batur 

 

 

kokusunu pervazdan sarkıtan
tebessüm / tereddüt külüdür
ruhun... köpürür sekerek
belleğin rıhtımsız adasında

           koan

dantelli dehlizlerin perçemine
bırakılan erguvan yangınları
yalnızlık birimi(mi)dir arzunun
/ ki toprak saklar.. yüzünü...

           mondo

yeniden yitirilmek için
eksilen ateş / asılı
kaldıkça damakta
vücût bulur bahar

          upaya

uçurumlarla pışpışlanan
huzursuz köprüler
gibi gerili sükûnet
ben ile ben arasına

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

- mudcir -

19/2/2009 -Kategori: siir_imsi_ler


mülküne mühlet verip âhesteden esmese ömür
beyhûde açardı meyveleri... bir müjde misâli...
belâya düşmüş... lâl dudakların bahçesinde

sorma; gül mevsimi erişti,.. aşk derdine bulaştı
bu zavallı eşiğin paspası nerede, diye... gammaz
                                                değilim, bilemem!

helâl değildir; sabrın harmanını yele veren gam
saadet kimyasına banmamışsa eğer... perçemi
düşer de ince belin üzerine... kühnüne erişilmez

bilme; hatıra ihtiyar,.. ihtirasın devleti yıkıktır
kapıcılığında bulundum, artık kurtuldum, sanma...
                                          murat
değilim, olamam!

vehm’in gamzesi hicab şarabıdır, şerefe içilir mi hiç
bil ki vuslat çimenini günah yükü berbat etmez ise
yoksullukla varılır ancak... rintlerin köşküne...

gitme; ateşinde kavrulmak için ders aldım
meylim cihana malûm oldu, ama... senin
                                     değilim, kalamam!

                                                               26.04.1998, İstanbul

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

- keşâ-keş -

19/2/2009 -Kategori: siir_imsi_ler

                                        
                          Her şeyi aşk sandığım için aşka yenildim

                                                                           Engin Turgut


aşk benim nasibim... yorma nazar ehlini
gam dahil, her dert teklifsiz neşe madeni

vehmindir... meşrebi temiz bir ayrılık
dilin dil değil,.. boyalı basın bülteni

aşk benim kardeşim... hadi insafa gelip
kaldır omzuma gerdiğin şu kefeni...

zannındır... yakışır mağluba killi toprak
lâkin keder neyler, kederin ta kendini

hâsılı... âlem bilir... sırrı inkâr etmem
aşk benim şahidim... kaçırdım duran treni!

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

- idiolekt -

19/2/2009 -Kategori: siir_imsi_ler

 

                                                     Cenap Şababettin 
                                                     ve
                                                    Ahmet Haşim’e 

ilk ve son ben’im... bellek: dimağın kumbarası

a/
bendime b’akıyorum: bir harf: s’eslerin arasında
aktıkça yıpranan tenha... (/) gör ki sıradağ...
direnir... içimde ve ötemde... d’okunuşa karşı

b/
bilmediler -ne tuhaf- söylen’din de bana
b’ekleyişlerin benzeyişe dönüştüğünü...

c/
kalbimi imlâ eden suların ateşinde
dinlenir, durur ve gülerdi... akşam
çekilince... eşyada gizli dilin ruhu

sükûnet: parıltılarla yanan mezbaha

d/
gölgem yok/ ne sur ne sûret artık
söz’ü sıkıntıya sokan bu aydınlık

ürküntü boşuna... her gelen kimsesiz
biraz soğuk, boş ve çıplak
tasalı dudağı... yeni işitilmiş istemin

e/
ey aldanış!..
kıyıların hummalara işaret yumağı
her ya da hiçbirşey avunma vaadi


 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı